Baba Filmi Hangi Kanalda? 1972’den Bugüne Uzanan Bir Güç ve Aile Hikâyesi
Geçmişe dönüp baktığımızda, aslında yalnızca eski hikâyeleri değil, bugün neden bazı güç ilişkilerini hâlâ tanıdık bulduğumuzu da anlamaya başlarız.
Baba filmi hangi kanalda? sorusunun güncel yanıtıyla başlayalım: Francis Ford Coppola’nın 1972 yapımı Baba (The Godfather) filmi, mevcut yayın bilgilerine göre 19 Eylül’de SinemaTV 1001’de ve 1002’de yayınlanacak görünüyor. SinemaTv Ancak televizyon yayın akışları değişebildiği için yayın günü yaklaşırken kanalın güncel programının kontrol edilmesi yerinde olur.
Bunun ötesinde Baba, yalnızca televizyonda yeniden karşılaşılan eski bir mafya filmi değildir. Film, göç, aile, devlet, hukuk, kapitalizm ve güç kavramlarının Amerikan toplumundaki dönüşümünü anlamak için de dikkat çekici bir kültürel belge niteliğindedir.
1940’ların Amerika’sından Corleone Ailesine
Göç, aile ve alternatif adalet
Film, 1945 yılında Connie Corleone’nin düğünüyle açılır. Don Vito Corleone, kızının düğün gününde kendisinden yardım isteyenleri dinler. Bu sahne, filmin temel çatışmasını daha ilk dakikalarda ortaya koyar: resmî hukuk ile kişisel adalet arasındaki gerilim.
AFI kayıtlarına göre hikâyenin merkezindeki Bonasera, kızına saldıranların mahkemeden yeterli cezayı almaması üzerine Don Vito’ya başvurur. AFI Catalog
Bu ayrıntı tarihsel açıdan önemlidir; çünkü filmde mafya yalnızca suç örgütü olarak değil, devlet kurumlarına güvenmeyen insanların başvurduğu alternatif bir otorite olarak da gösterilir.
Filmin açılışındaki “I believe in America” cümlesi de bu çelişkiyi yoğunlaştırır. Dönemin Time eleştirisinde Jay Cocks, bu sözleri bir yandan Amerika’ya bağlılık, diğer yandan “gölge hükümet” niteliğindeki güce sığınma olarak yorumlamıştı. TIME
1969-1972: Romanın Sinemaya Dönüşmesi
Mario Puzo ve Amerikan rüyasının karanlık yüzü
Mario Puzo’nun 1969 tarihli romanı, birkaç yıl içinde büyük bir kültürel olaya dönüştü. Francis Ford Coppola’nın yönettiği film ise 24 Mart 1972’de resmî olarak vizyona girdi; dünya prömiyeri 14 Mart’ta New York’ta yapılmıştı. AFI Catalog
Coppola yalnızca bir gangster hikâyesini filme aktarmadı. İtalyan-Amerikan göçmen deneyimini, aile sadakatini ve Amerikan kapitalizmini aynı anlatı içerisinde buluşturdu.
Tarihçi ve yazarların sonraki değerlendirmeleri de bu noktaya dikkat çekti. Raymond Angelo Belliotti, The Godfather üzerine çalışmasında filmin, bir tarafta Sicilya merkezli onur, aile ve güç düzeni, diğer tarafta bireycilik ve ticari başarı üzerine kurulu Amerikan değerleri arasındaki çatışmayı anlattığını savunur. JSTOR
Böyle bakıldığında Corleone ailesi yalnızca bir mafya ailesi değil, eski dünya ile yeni dünya arasında sıkışmış bir toplumsal yapının simgesine dönüşür.
1970’ler: Güven Krizi ve Değişen Amerika
Neden tam da 1972?
Baba filminin başarısını yalnızca oyunculuk veya senaryoyla açıklamak eksik kalır. Film, Amerika’nın toplumsal güvensizliklerinin yoğunlaştığı bir dönemde ortaya çıktı.
Vietnam Savaşı, Watergate skandalı, siyasal kurumlara duyulan güvensizlik ve toplumsal hareketler Amerikan toplumunun geleneksel otorite anlayışını sarsıyordu. Smithsonian’ın film üzerine yaptığı değerlendirmede de 1970’lerin başındaki Vietnam ve Watergate atmosferinin, filmin yarattığı yankıyı anlamak açısından önemli olduğu belirtiliyor. Smithsonian Magazine
Tarihçi Arthur Schlesinger Jr. ise 1972’de filmin başarısını toplumdaki “powerlessness”, yani güçsüzlük duygusuyla ilişkilendirmişti. Ona göre seyirci, sinema salonunun karanlığında, gündelik yaşamda sahip olamadığı gücü Corleone ailesinin dünyasında deneyimliyordu. dokumen.pub
Bu yorum bugün de düşündürücü değil mi? Kurumlara güvenin azaldığı dönemlerde güçlü liderlere, kapalı ilişki ağlarına veya “işi çözen” kişilere duyulan ilgi neden yeniden ortaya çıkıyor?
Michael Corleone: Bir Ailenin Değil, Bir Dönüşümün Hikâyesi
Savaştan dönen oğuldan Don’a
Michael başlangıçta aile işlerinden uzak durmak ister. Ancak babasına düzenlenen suikast girişimi ve aile içindeki çatışmalar onu giderek sistemin içine çeker.
Restorandaki Sollozzo ve polis şefi McCluskey cinayeti, filmin kırılma noktalarından biridir. Buradan sonra Michael’ın dönüşümü hızlanır. AFI kayıtları, Coppola’nın bu sahneyi Al Pacino’nun role uygunluğunu kanıtlayan temel anlardan biri olarak gördüğünü aktarır. AFI Catalog
Michael’ın değişimi, bireyin ailesini korumak için başladığı yolun nasıl iktidar arzusuna dönüşebileceğini gösterir.
Coppola’nın anlatısında aile ile iş birbirinden ayrılmaz hâle gelir. Günümüzde bu durum bize yalnızca mafyayı değil, aile şirketlerini, siyasi hanedanları ve kişisel sadakat üzerinden çalışan güç ağlarını da düşündürebilir.
1972 Sonrası: Filmden Kültürel Mirasın Simgesine
Sinema tarihindeki kırılma noktası
Baba kısa sürede gişe rekorları kırdı ve sinema tarihinde kültürel bir fenomene dönüştü. AFI kayıtlarına göre film, 1972 içinde 100 milyon dolarlık yurt içi gişe hasılatına ulaşan ilk yapım oldu. AFI Catalog
New York Times eleştirmeni Vincent Canby filmi “Amerikan yaşamının” son derece sert ve etkileyici anlatılarından biri olarak değerlendirmişti. Harvard Film Archive’dan Haden Guest de yıllar sonra filmin kalıcılığını görsel üslubu ve oyunculukları kadar, Amerikan toplumuna ilişkin daha geniş sorular ortaya koymasına bağladı. Harvard Gazette
Birincil kaynaklar bize ne söylüyor?
Filmin kendisi, Coppola’nın yapım sürecine ilişkin açıklamaları ve dönemin gazete-eleştiri yazıları, eserin yalnızca sonradan yaratılmış bir “sinema klasiği” olmadığını gösteriyor.
Dahası, 1972 tarihli ABD Kongre Kayıtları’nda bir senatör, Baba ile gerçek hayattaki mafya şiddeti arasında kurulan toplumsal ilişkiyi eleştirmiş ve filmin şiddeti romantikleştirme ihtimaline dikkat çekmişti. GovInfo
Bu nedenle film hakkında iki farklı okuma mümkündür: Birincisi, Corleone ailesinin karizmatik dünyasına kapılmak; ikincisi ise bu dünyanın arkasındaki korku, şiddet ve hukuksuzluğu sorgulamak.
Bugünden Baba’ya Bakmak
Geçmiş gerçekten geride kaldı mı?
Bugün Baba filmi hangi kanalda yayınlanacak diye bakarken aslında 1972’ye uzanan çok daha büyük bir hikâyenin kapısını aralıyoruz.
Aile adına karar vermek, kişisel ilişkileri kurumsal ilişkilerin önüne koymak, hukukun yetersiz kaldığı düşüncesiyle kendi adaletini yaratmak ve gücü korumak için sadakat beklemek yalnızca filmin dünyasına ait kavramlar değil.
Tarih bize aynı olayların birebir tekrarlanacağını değil, farklı dönemlerde benzer güç mekanizmalarının nasıl yeniden üretilebildiğini gösterir.
Belki de Baba’yı bugün yeniden izlerken asıl soru şudur: Michael Corleone’nin değişimini yalnızca bir suç hikâyesi olarak mı görüyoruz, yoksa güç karşısında insanın kendisini nasıl değiştirebildiğinin hikâyesi olarak mı?
Ve daha kişisel bir soru: Bir insan ailesini korumak için hangi noktaya kadar fedakârlık yapabilir; hangi noktadan sonra korumaya çalıştığı şey, artık kendisinin dönüştüğü güç düzeninin ta kendisi olur?
İşte Baba filmini onlarca yıl sonra hâlâ canlı tutan şey belki de budur. Geçmişi anlatırken aslında bize bugünün aynasını tutması.